(Kişisel Bakış)
-2-
Yıllar ilerledikçe insan, takvime daha az, yaşadıklarına ise daha çok bakar. Bir yılın sona ermesi artık bir kapının kapanması gibi değil; uzun bir yolculukta verilen yeni bir mola gibidir. Bu molada insan durur, geriye dönüp bakar ve cebinde ne kaldığını yoklar. Değişen yalnızca yılın adı değildir; kişi, çoğu zaman farkına varmadan, yaşadıklarıyla birlikte biraz daha derinleşmiştir.
Gençlik yıllarında yeni yıllardan beklenti büyüktür: Daha fazlası, daha yenisi, daha parlak olanı… Zaman içinde anlaşılır ki hayat, beklentilerle değil, fark edişlerle genişler. Biten bir yıl insana çoğu zaman ne kazandığını değil, artık neleri taşıyamayacağını öğretir. Bazı cümleler geride kalır; bazı suskunluklar ise kendiliğinden anlamını yitirir.
Bilgelik, her soruya cevap bulmak değildir. Aksine, bazı sorularla birlikte yaşamayı öğrenebilmektir. Herkese yetişmenin mümkün olmadığını, her davete icabet etmenin zorunlu olmadığını, her yükü omuzlamanın bir erdem sayılmadığını kavrayabilmektir. İnsan kimi zaman geri çekilerek, kimi zaman durarak ilerler.
Yeni yıla girerken verilen büyük sözler kısa süreli bir motivasyon sağlayabilir; ancak hayat, büyük iddialarla değil, küçük ama sürdürülebilir adımlarla ilerler. Zamanında edilen bir teşekkür, yorulduğunu fark edip durabilmek, bir düşünceyi karşındakini incitmeden ifade edebilmek… İnsan çoğu zaman bu küçük tutarlılıklar sayesinde ayakta kalır.
Her gün mutlu olmak zorunda değiliz. Ancak her gün kendimize biraz daha yaklaşmamız mümkündür. Daha sade, daha dürüst, daha dikkatli ve daha vicdanlı bir tutumla… Yeni yıl yeni bir hayat vadetmez; fakat aynı hayatın içinde daha doğru bir konumlanma imkânı sunar.
Takvim değişirken yapılabilecek en sağlıklı tutum, geçen yıla öfkeyle ya da hayıflanarak değil, anlayarak bakabilmektir. Çünkü her hata bir öğrenme alanı, her yorgunluk bir uyarıdır. İnsan, yaşadıklarının içinden geçerek olgunlaşır. Gelecek yıla ise büyük beklentilerle değil, açık ve gerçekçi bir bakışla yürümek gerekir; her şeyin değişmesini beklemeden, bazı şeyleri daha iyi anlayarak devam edebilmek gibi.
Hayat kusursuz değildir. Ancak insan bakışını yumuşattıkça, hayat da daha katlanabilir bir hâl alır. Daha az aceleyle, daha fazla farkındalıkla yaşandığında; aynı günler bile farklı anlamlar taşıyabilir. Belki de yeni bir yıla en doğru başlangıç, daha çok şeye sahip olmayı hedeflemekten ziyade, elde olanın kıymetini bilerek ama umudunu hep canlı tutarak girebilmekle mümkün olacaktır.
Ve bu yıla dair son sözüm şudur:
Dilerim yeni yıl; sayfaları çevrildikçe iyi gelen kitaplar, düşünceyi derinleştiren metinler, sessizliğinde bile anlam taşıyan anılar getirsin. Sanatın konuştuğu, edebiyatın çoğaldığı, sözün daha incelikli bir yer bulduğu bir yıl olsun. Sağlığın değerinin fark edildiği, huzurun hırs uğruna feda edilmediği, insanın hem kendine hem hayata daha nazik davrandığı bir yıl…
Yeni yıl; kitap kokusu, temiz bir soluk ve içten bir “iyi ki” duygusu serpsin yüreklerimize.
En önemlisi sevdiklerimizin yanımızda kaldığı, eksilmediğimiz bir yıl olsun…